Monday, December 31, 2012
Tripleerr triplerrr
Biiktim yahu; herkes etrafindakileri kendine uydurmaya calisiyor ama bir adim obur tarafa gitmeye gonullu bulamiyoruz. Ayrica yasli olup da cocuklasan insanlardan da nefiret ediyorum, yadlilarla gecinemeyecegim sanirim. Ben yaslaninca nolcam onu merak ediyorum...
Wednesday, November 21, 2012
moving onto the crazy status
Durdugum yerde duramiyorum, surekli halsizim ve sirtim belim agriyor. Ayrica coook sikildim:(
Thursday, October 25, 2012
Gabriel
Hafıza denilen şey ne kadar ilginç çalışıyor! Normalde unuttuğum, ya da unuttuğumu sandığım şeyler tamamen alakasız şeyler yaparken birden zihnimde canlanıveriyor!
Annemle babam ilk boşandıklarında babam burada ev tutmuştu, gözlerim doldu o bos evdeki yalnız hali gözümün önüne gelince. Annem burnumuzdan getireceği için ne kardeşim ne ben gidip de babamda kalmadık. Haftada bir gece belki. Tabi her hafta değil. Sadece annemi suçladım önce, sonra babamın boşanma süresince bize nasıl davrandığı geldi aklıma.
Ben bilemedim kim haklıydı kim haksızdı, kim kimi kırdı.
Annem akşam üzeri, teyzesini aldatan babasını savunan kuzeni için "ne çocuklar yetiştirmişler, babası bok yiyor çocuğu da çanak tutuyor" dedi, güldü küçümser bir ses tonuyla. Bre kadın, ben neydim peki, senin yediğin boka da ben göz yummadım mı? Boşanmanızı bir nevi ben sağlamadım, hızlandırmadım mı? Bak sen de nasıl çocuk yetiştirmişsin.
Durup durup kendimi yiyeceğim ömrüm boyumca, sizden birini suçlayamayıp, kendimi bitireceğim böyle.
Annemle babam ilk boşandıklarında babam burada ev tutmuştu, gözlerim doldu o bos evdeki yalnız hali gözümün önüne gelince. Annem burnumuzdan getireceği için ne kardeşim ne ben gidip de babamda kalmadık. Haftada bir gece belki. Tabi her hafta değil. Sadece annemi suçladım önce, sonra babamın boşanma süresince bize nasıl davrandığı geldi aklıma.
Ben bilemedim kim haklıydı kim haksızdı, kim kimi kırdı.
Annem akşam üzeri, teyzesini aldatan babasını savunan kuzeni için "ne çocuklar yetiştirmişler, babası bok yiyor çocuğu da çanak tutuyor" dedi, güldü küçümser bir ses tonuyla. Bre kadın, ben neydim peki, senin yediğin boka da ben göz yummadım mı? Boşanmanızı bir nevi ben sağlamadım, hızlandırmadım mı? Bak sen de nasıl çocuk yetiştirmişsin.
Durup durup kendimi yiyeceğim ömrüm boyumca, sizden birini suçlayamayıp, kendimi bitireceğim böyle.
Monday, October 15, 2012
salisim icin yazmistim bunu kac sene once...
if everyone goes away i will stay...
lisede
daha 16 ya da 17 yaşındayım
aslında "daha" kelimesi için belki de çok geç ama
benim için yaşım daha 16 ya da 17 idi...
etrafında alıştığın ancak bir türlü kaynaşamadığın arkadaş grupları;
içinde çok farklı karakterlerle karşılaşmanın şaşkınlığı;
ruhunda yalnız evden uzak düşmüş olmanın verdiği sahte yıkıntı;
omzunda sanki dünyanın yükü;
gözlerimde durmayan yaşlar...
yuvarlandılar mı yanaklarımdan aşağı kaydılar mı bilemem ayrıntısını ama kesinlikle süzülmediler..
o süzülmeyen gözyaşları biriktiklerinde önünde duramazdım hiç hem de hiç!
bir insanın arabanın kontrolünü kaybetmesinden beter bir şey kendisinin kontrolünü yitirmesi!
hıçkırıkların arasında konuşmaya çabalarsınız "niye ağlıyorum?", "çığlık atmaya çalışırsınız hani sesiniz çıkmaz ya rüyalarda, yine çıkmaz çünkü her an biri kapının önünden geçebilir sizi duyabilir, yahut gerçek anlamda kontrolü yitirdiyseniz zaten ihtiyacınız olan şeyi bile yapacak haliniz olmaz...
koku...
sadece insanlara özgü değil..
ama herkesin kokusu kendine özgü
salişimin kokusu mesela
gözlerimin dolmasıyla anılardan süzülerek gelen koku
onu direk vücut cisim olarak hatırlatmasa da, bana getirmese de
sırılsıklam ettiğim omzunun göğsünün verdiği huzur...
bir insan
bir kalp ki
sevmekten ötesini yapabilmek istetiyor karşısındakine
böyle konuştuğumu duysa yine biliyorum hatalıyım abartıyorum gibi gibi gibi...
ama bir yürek bir ruh bir zihin olarak hatırlıyor, seviyor ve özlüyorum ben onu
ve ben
ve en kötü anı
ve yanında olamadıysam da
ve olamayacağıma dair korkularım daimi olsa da
yine o
yine en kötü anım
yine yanımdaydı
yine de olacaktır
insan diye herkese aynı şey deniyor ama
insan olmak herkese nasip değil bence..
ya da bu kadar güzel insanlık kimseye nasip değil...
orta okulda ya da lise yatakhanesinde - iki alkol sefası arası - kılmaya çalıştığım namazlarda
ellerimi kaldırmaya çekinip de sinik bir şekilde kucağıma yerleştirip dua etmeye çalıştığım kandillerde
kendimi suçlu ya da günahkar ya da kötü ya da aciz biri gibi hissettiren var ya
asla kıyaslamam çünkü salihama yapılan bir yanlıştır bu...
ama farklı yollar farklı duygularla olsa da
kalp bu beden bu ruh bu aynı malzeme bu
canımın acımasını engelleyen o ruha duyduğum sevgi, görevinin yetiremememişlik ve suçluluk, sahiplenme sahiplenilme, imrenme övünme
Sunday, October 7, 2012
I just dont get it..
Ebeveynlerimizin, ya da buyuklerimizin gordukleri acidan goremiyorum hic bir seyi. Benim "amaann" diyip gececegim o kadar ufak seylere takiliyorlar ki; ustelik kendi aile bireyleriyle de boyle. Sadece yasimin ufakligindan mi yani boyle, anlamayisim, bana ters gelisi her konustuklarinin? Anlamadan olmek istiyorum, cunku ben zaten olmek istiyorum :) oy biktim ben yine
Paraparapara
Aldatmakaldatmakaldatmak
Yalanyalanyalan
Dedikodudedikodudedikodu
Olumolumolumolumolumolumolumolumolumolumolumolumolum
Benim derdim ne de obur tarafa hevesleniyorsam :S
Paraparapara
Aldatmakaldatmakaldatmak
Yalanyalanyalan
Dedikodudedikodudedikodu
Olumolumolumolumolumolumolumolumolumolumolumolumolum
Benim derdim ne de obur tarafa hevesleniyorsam :S
Monday, September 17, 2012
R u mine
Bazen o kadar cok ihtiyac duyuyorum ki, konustugumda "hepimiz oyleyiz" demek yerine beni gercekten dinleyip az da olsa anlayabilecek birine! Icimde ciglik cigliga bagiran bir kizla dolasiyorum surekli, ciglik cigliga surekli! Daraldigim dedigimde gercekten daraliyorum, mutsuzum dedigimde iliklerime kadar mutsuz hissediyorum, caresizim dedigimde gercekten kendimi oldurmek istiyorum. Anlamasi bu kadar zor olmasa keske. Gerci karsimdaki beni anlasa ne degisir ki? Hic bu acidan bakmamistim, ama o hissi duymak istiyorum. Bir kere olsun karsimdakinin beni anlamasi nasil bir his, merak ediyorum...
Ben cok sikildim (dedim ve gercekten cok sikildigimi anlatmaya calisiyorum)!
Ben cok sikildim (dedim ve gercekten cok sikildigimi anlatmaya calisiyorum)!
Saturday, August 11, 2012
bazen sonsuz huzur bazen lanet olası bu yalnızlık
Ellerimi ne zaman klavyeye gotursem içimdeki piyano (buraya ne kelime uygun olur bulamıyorum) özlemi diyelim, artar. parmaklarımı aptal saptal tuşlara basarak , aptal saptal kelimeler, cumleler yazarak, dunyaya hic bir katkı getirmeden belki de daha da zarar vererek evimin ekmeğini kazanıyorum. Onun yerine aynı hareketleri yaparak melodiler oluşturabilmeyi çok isterdim.
Ufakken, (hatta ufaklığımdan beri) piyano hep parası olanların hakkı, ilgi alanı sanırdım. Sanmayı bıraktım, artık öyle olduğunu biliyorum. Sahip olamayacağını bildiğin şeyler için üzülmek çok çaresiz burakıyor insanı. Bilerek hala istiyor, özeniyorsun çünkü.
Her neyse.
Dinlemekle yetiniyoruz işte.
Dinlemekle yetinenlere, Feridun Düzağaç'ın Çok Geç şarkısını Melis Danişmen'den dinlemelerini tavsiye ederim.
Ufakken, (hatta ufaklığımdan beri) piyano hep parası olanların hakkı, ilgi alanı sanırdım. Sanmayı bıraktım, artık öyle olduğunu biliyorum. Sahip olamayacağını bildiğin şeyler için üzülmek çok çaresiz burakıyor insanı. Bilerek hala istiyor, özeniyorsun çünkü.
Her neyse.
Dinlemekle yetiniyoruz işte.
Dinlemekle yetinenlere, Feridun Düzağaç'ın Çok Geç şarkısını Melis Danişmen'den dinlemelerini tavsiye ederim.
Tuesday, July 24, 2012
blinding
Az önce bir anonim sohbet sitesinde birine Allah’a olan
inancımdan, nedeninden, gerekliliklerinden vs vs bahsediyordum. (Allah’a
inanmazsam kendimi öldürebilirim, tam kelimelerimdi) Tam şu anda ise o kadar
çok şey var ki şikayet ettiğim, tam şu anda! 1. Çok sıcak :( 2. Yepisyeni
dizüstü bilgisayarım adam gibi çalışmıyor, az önce GOM Player’da mp3 dinledim!
Konuşacak kimsem yok. Anneme uyuz oluyorum. Yapacak hiçbir şeyim olmadığı gibi
yazacak bir şeyim de yok gibi. Anca sızlanıyorum bakınsanıza.
Wednesday, July 11, 2012
Uyusmali mi uyusmamali mi
Arada bir cekip kendimi vurasim geliyor. Aslinda silahim yok ama iple de asabilirim kendimi. Asil cekici gelen ise keskin bir bicakla boynumu kesmek. Taking pills are so out now!!
Saturday, July 7, 2012
My preciioouuussss
Herkeslerin elinde parliyor o yuzuk, niye bu kadar gozume batiyor niye bu kadar sinir yukleniyorum bilemiyorum ama herkesin elinde ayni parlaklik!!
Wednesday, July 4, 2012
Kandil mode: ON
Bir telefon, bir ses tonu her seyi mahvediyor. Tum psikolojimin, tum moralimin bu kadar hassas olmasi da sinirimi bozuyor.
Ne yani ben yalniz yasiyor olsaydim, uzaklarda calisiyor olsaydim, hadi evli olsaydim, zaten planlarim oldugunda da kimse bir sey yapamazdi oyle bir durumda.. Niye ama yani? Bu fasulyelik modundan cikamayan ben miyim, yoksa insanlarin bana tavri yuzunden mi cikamiyorum fasulyelikten?
Bilemedim, cok da mutsuzum..
Ne yani ben yalniz yasiyor olsaydim, uzaklarda calisiyor olsaydim, hadi evli olsaydim, zaten planlarim oldugunda da kimse bir sey yapamazdi oyle bir durumda.. Niye ama yani? Bu fasulyelik modundan cikamayan ben miyim, yoksa insanlarin bana tavri yuzunden mi cikamiyorum fasulyelikten?
Bilemedim, cok da mutsuzum..
Monday, June 25, 2012
I wanna be bigger stronger
"And drive a faster car" diyor Coldplay. Gecen Ahmet Umit'in kitabinda okudugum Namik Kemal'in sozu geldi aklima, "Yüksel ki yerin bu yer değildir, dünyaya gelmek hüner değildir." bi arkadasim da "yerimiz neresi?" demisti dogal olarak.
Bilmiyorum ki yerimiz neresi. Bilmiyorum ki nereye yukselebiliriz.
Sadece yerimiz yer degil, onu hissedebiliyorum. Etraftakilerin hirsina mi kapiliyoruz, kendimizi mi yuksek goruyoruz, ya da her nedense iste, yerimiz bize yetmiyor iste..
Somewhere I belong'dan farkli bir konsept bu. Ne bileyim iste. Bilemedim..
Bilmiyorum ki yerimiz neresi. Bilmiyorum ki nereye yukselebiliriz.
Sadece yerimiz yer degil, onu hissedebiliyorum. Etraftakilerin hirsina mi kapiliyoruz, kendimizi mi yuksek goruyoruz, ya da her nedense iste, yerimiz bize yetmiyor iste..
Somewhere I belong'dan farkli bir konsept bu. Ne bileyim iste. Bilemedim..
Monday, June 11, 2012
Olmeden marmaris'i bir kere daha gorsem..
Uzun zamandir aklimda bir liste yapmak var, ihtiyaclarim, isteklerim ve hayallerim diye.. Let's give it a try.. (bunlara sahip oldugumda donup de yazacagim bakalim ne kadar surmus :/)
Needs:
- clothing: like a new pair of jeans, bra, swimsuit, dress..
- a notebook (got it!)
- a better mobile
- gym membership (or pilates, or yoga whatever)
Wants:
- a bike
- new sheets/covers for me bed
- a trip to galway, london, germany, amsterdam
- a holiday, somewhere chilling
- a big big concert event
- boxing
- a car or motorbike
- to be an engineer for real
- lernen Deutsch
Dreams:
- to live and probably die in ireland, galway
- loving the job or leaving it for good
- being responsible for only myself
- late nights out
- a boyfriend :) whos a foreigner, likes soccer just as much as I do and that I don't feel the need to trust
- having a motorbike and license..
- to see lou rhodes live, most preferably with Thomas.... ** long overdue edit: preferably with Thomas is out
- to die young
To be updated..
Needs:
- clothing: like a new pair of jeans, bra, swimsuit, dress..
- a notebook (got it!)
- a better mobile
- gym membership (or pilates, or yoga whatever)
Wants:
- a bike
- new sheets/covers for me bed
- a trip to galway, london, germany, amsterdam
- a holiday, somewhere chilling
- a big big concert event
- boxing
- a car or motorbike
- to be an engineer for real
- lernen Deutsch
Dreams:
- to live and probably die in ireland, galway
- loving the job or leaving it for good
- being responsible for only myself
- late nights out
- a boyfriend :) whos a foreigner, likes soccer just as much as I do and that I don't feel the need to trust
- having a motorbike and license..
- to see lou rhodes live, most preferably with Thomas.... ** long overdue edit: preferably with Thomas is out
- to die young
To be updated..
Sunday, June 10, 2012
Uefa euro '12
Ilk defa bir konuda ne istedigimi biliyorum. Oturup benimle mac izleyecek, bira icecek, benim kadar da bundan zevk alacak bir sevgili istiyorum. Ama cok ve bos konusanlardan degil hani. Ne bileyim maca ve pozisyona ozel heyecanlanacak, butun futbolculari bilse de o mactaki performansina ait ileri geri gereksiz yorum yapmayacak. Yaaa ben bu maclari beraber izleyebilecek birisi olsun istiyorum :((
Saturday, June 9, 2012
What am i to me?
Ne istedigimi hic bilmemisim ben, yeni yeni fark ediyorum. Baskalarini dusunerek istediklerimi kendi isteklerim sanmisim - burada yaniliyor muyum? Ne olursa olsun onlar benim isteklerim miydi? Yani yonlendirme, baski vb nedenlerle bile olsa isteyerek mi yaptim simdiye kadar her seyi? Farkina vardigim sey mi yanlis oldu simdi? :)
Tuesday, May 8, 2012
Hunter
Eskiden sordugum sorular degerli anlamli sorulardi. Simdi kendime ya da Tanri'ya sordugum sorular bile "niye?" den oteye gidemiyor. Cunku "ok bu boyle" diyip kaliyorum.
Yine eskiden, kabullenmenin huzur getirdigini sanirdim. Hani huzur? Sorgulayamadigim icin kendimi eksik hissediyorum. Sanki beni ben yapan sordugum sorularmis gibi.
Dun gece is ile alakali bir sorun nedeni ile gec saatlere kadar uyuyamadim; zaten kac gundur de evin huzursuzlugu vardi ustumde ama.. Sabah kalktim tost yaptim evden cikmadan. Hatta farkli bir pantolon giydim ve zorla bile olsa icine sigabildim diye pozitif bir modda ciktim evden. Sirkete vardigimda yine iyiceydim. Sonra mudurumle yaptigim dangalakligi konusmak zorunda kaldim, zaten gun boyu As'can ile baya sacmaladik ayri ayri gergin oldugumuzdan dolayi. Gun bitti, son sigarami icicem servise binmeden, shuffle sagolsun Radiohead calmaya basladi, o dk dan beri o kadar mutsuzum ki anlatamam! Mudurumu motoruyla deponun rampasindan inerken gordum "not jealous, not jealous" diye tekrarlarken bana el sallayinca ben de ona salladim. Sonra servistekileri bekledik 10 dk boyunca eve ne kadar gec gelecegimi dusundum. Sonra annemle planladigimiz gibi bulusamayacagimizi ogrendim. Eve geldim zaten bilo yoktu, aksam yine kizi getirecekti, yemek sikiciydi zaten yemek yemekten de nefret eder oldum.. Tv de bir sey yok, nette bir sey yok, yattim saat daha 10.
Sadece mutsuzum. Yatakta sordum yine Tanri'ya, "niye?" sonra "ok bu boyle". Ve ekledim "madem boyle bari yol goster".
Aslinda baska sorularim da var ama hepsi niye ile basliyor. Niye hastaligima bu kadar taktim hatta baglandim, onu benimsedim? Niye iyiyken kotu kotuyken iyi olmam bu kadar kolay? Niye iyilesmiyor ya da kotulemiyor durumum? Niye sorguluyorum? Niye tam anlamiyla sorgulayamiyor ya da yorumlayamiyorum? Niye biraktim? Niye baslamistim ki?
Cok yalnizim bre. Tek basina her gun ayni, nasil gececek bu omur? Ahanda baska bir soru turettim?! Gelisir mi acaba, yazdikca zihnim mi aciliyor ki?? Vay anasini, sorular sorular :)
Cok mutsuzum, mutsuzluktan ve yalnizliktan yoruldum artik. I want to be a hunter again..
Yine eskiden, kabullenmenin huzur getirdigini sanirdim. Hani huzur? Sorgulayamadigim icin kendimi eksik hissediyorum. Sanki beni ben yapan sordugum sorularmis gibi.
Dun gece is ile alakali bir sorun nedeni ile gec saatlere kadar uyuyamadim; zaten kac gundur de evin huzursuzlugu vardi ustumde ama.. Sabah kalktim tost yaptim evden cikmadan. Hatta farkli bir pantolon giydim ve zorla bile olsa icine sigabildim diye pozitif bir modda ciktim evden. Sirkete vardigimda yine iyiceydim. Sonra mudurumle yaptigim dangalakligi konusmak zorunda kaldim, zaten gun boyu As'can ile baya sacmaladik ayri ayri gergin oldugumuzdan dolayi. Gun bitti, son sigarami icicem servise binmeden, shuffle sagolsun Radiohead calmaya basladi, o dk dan beri o kadar mutsuzum ki anlatamam! Mudurumu motoruyla deponun rampasindan inerken gordum "not jealous, not jealous" diye tekrarlarken bana el sallayinca ben de ona salladim. Sonra servistekileri bekledik 10 dk boyunca eve ne kadar gec gelecegimi dusundum. Sonra annemle planladigimiz gibi bulusamayacagimizi ogrendim. Eve geldim zaten bilo yoktu, aksam yine kizi getirecekti, yemek sikiciydi zaten yemek yemekten de nefret eder oldum.. Tv de bir sey yok, nette bir sey yok, yattim saat daha 10.
Sadece mutsuzum. Yatakta sordum yine Tanri'ya, "niye?" sonra "ok bu boyle". Ve ekledim "madem boyle bari yol goster".
Aslinda baska sorularim da var ama hepsi niye ile basliyor. Niye hastaligima bu kadar taktim hatta baglandim, onu benimsedim? Niye iyiyken kotu kotuyken iyi olmam bu kadar kolay? Niye iyilesmiyor ya da kotulemiyor durumum? Niye sorguluyorum? Niye tam anlamiyla sorgulayamiyor ya da yorumlayamiyorum? Niye biraktim? Niye baslamistim ki?
Cok yalnizim bre. Tek basina her gun ayni, nasil gececek bu omur? Ahanda baska bir soru turettim?! Gelisir mi acaba, yazdikca zihnim mi aciliyor ki?? Vay anasini, sorular sorular :)
Cok mutsuzum, mutsuzluktan ve yalnizliktan yoruldum artik. I want to be a hunter again..
Saturday, April 28, 2012
Who's your Daddy?!
Everything i know is wrong, everything i do it just comes undone.
Cuma gunu Rabarba'da konuk Nuri cetin'di sanirim. Mesut'la kizlari fakir biriyle evlenir de mutsuz olursa ne yaparlar onu tartistilar. Nuri gayet rahat "ben uyardim, beni dinlemedi kenidi basinin caresine baksin" dedi guldu, bir yandan Mesut neler yapabilecegini anlatiyor iste "sirketime cv sini gondertip yoktan pozisyon yaratip ise aldirtirim kocasini" filan gibilerinden. Onlar nasil guluyorlar, ben de aynen, ama Mesut'un Nuri'ye "olum o senin kizin nasil kiyarsin" gibi bir veryansini ile gozlerim doldu basladim aglamaya!
Lise bittigi gibi babam aldi beni karsisina, annemle yasadiklari sikintilari her igrenc detayina kadar anlattiktan sonra universite hayatim ve hatta sonrasi icin bana sunlari soyledi:
- bu zamana kadar yanindaydim, ihtiyacin var diye, bundan sonra sen ararsan gorusuruz, ben aramayacagim seni. Ozlersen, merak edersen arar sorarsin. Ben merak ederim elbet seni ama aramayacagim, benim gorevim bitti.
Zaten daha ilerisinde tutup bana "sen benim yuvami yiktin" demisti. Isin kotusu ne biliyor musunuz? O anki kizginligina, mutsuzluguna veremiyorum cunku bu lafini ne zaman hatirlatsam hala "evet yiktin, yapmadin mi, annene destek cikmadin mi?" diyor!
Yikilan benim yuvamdi, ben dayilarimda babalik aradim, ben annesiz kaldim ogrendiklerim yasadiklarim yuzunden. Ben annelik yaptim kardesime, ikisinden de uzak durdugu icin.
Her neyse.
Iki haftadir o kadar bunaldim ki yaptigim yanlis secimlerin sonuclarini yasiyor olmaktan dolayi, sebep olduklari icin ikisinden de nefret ediyorum cokca. Ozellikle babamdan ama. Ve aramiyorum, aramadigim icin mesaj atiyor "yine uzun zaman oldu aramiyorsun" diye. Yine yanit veremiyorum. Yine laf sokuyor cunku.
Mesut'a mail atmistim dayanamayip, kiz cocukla erkek cocuk bir olmaz, kiz cocuk babasinin gozunun icine bakar diye. Gercekten de oyle. Daddy issue diye bir sey var yani bosuna degil.. Ve hani kizlar evlenmek icin babalari gibi birini ararmis ya? Bu kural sadece iyi bir baba-kiz iliskisi olanlar icin gecerli. Elbette babam gibi biriyle evlenmek asla istemem!
Bazen o kadar zor ki, hem nefret hem de pismanlik hissetmek. O benim babam, hayati zor gecmis, ailesi super bir aile degilmis, bir de kalp krizi gecirdi; bu hali normal, bir de ben el cekmemeliyim diyorum kendi kendime. Ama ben senin kizinim ya. Esin arkadasin degilim, kardesin yengen ne bileyim degilim iste, yabanci degilim. Kizinim. Yetisme surecimde pek dahil olamadigin icin mi beni kizin olarak gormuyorsun? Ya da annen baban sana boyle davrandi ondan mi boyle davraniyorsun bana? Ama ben kizinim ya?!
Wednesday, April 25, 2012
Manimidegilmi
O degil de, bu bunye nelere kadir! Az once (bilerek ya da isteyerk yapmadim ama) unuttugum bir seyi hatirladim. Belki de ilaclar unutturmustur emin olamiyorum simdi..
Ben bu tani konulduktan sonra kendimi kaybedip ana caddede trafigin ortasinda da buldum, calistigim yerin catisinda biri pacamdan beni geri cekerken de buldum. Hatirladigim kisim sadece uyandigim an, oncesi ne oldu, nasil oldu bir fikrim yok..
Yanlis tani konulduysa hani zamaninda, bunlar neydi peki?
Ben bu tani konulduktan sonra kendimi kaybedip ana caddede trafigin ortasinda da buldum, calistigim yerin catisinda biri pacamdan beni geri cekerken de buldum. Hatirladigim kisim sadece uyandigim an, oncesi ne oldu, nasil oldu bir fikrim yok..
Yanlis tani konulduysa hani zamaninda, bunlar neydi peki?
Tuesday, April 24, 2012
Ask mektuplari
Unutmadan en ilk duzeltmem gereken bir bilgi var, bir onceki postumda bf'imin 4000 kusur km mesafede oldugunu yazmistim ama 2000 kusur mesafe o :)
Simdi rahat rahat girebilirim..
Hasretim kabardiginda, ilk aklima gelen mektup yazmak oluyor, boyle hollywood filmlerindeki love letter tarzinda, sensiz saadet neymis tatmadim bilemem ki filan diye giden mektuplar iste.
Yine nerelerdesin sen? Diye girismek istiyorum ilk safhada. Hasretin canimi yakiyor, sensizken bir garip bir kayibim, ne oldugumu ne dusunecegimi yapacagimi sasiriyorum. Yoksun anlatamiyorum, daha da kotu oluyorum.
Detaylara girip devam ediyorum, daha suclu hissetsin kendini diye: bu konusadigimiz XX nci gun, yuzunu gulusunu ozledim, sesini duymak iatiyorum. Normalde bile yetmiyordu su aptal teknoloji araciligi ile yapilan gorusmeler, simdi onu da siksik yapamiyoruz. Kokunu tenini biraktim, yuzune sesine raziyim. Diyorum. Yariyor mu ise onu sormayin :)
Sonra gundelik zirvalari ekliyorum, a$il'i baska birine verdik, sahibinin yegeninin kolunu isirmis, detaylarini yaziyorum. Ofiste ne degisiklik varsa kisaca geciyorum. Aklima onceki konusmalarimizdan biri geliyor, Lou Rhodes dinleyemez oldum diyorum. Gercekten de dinleyemiyorum. Ozellikle son bir haftadir sadece LR dinlemek istiyorum ama hep sikintim ozlemim artiyor o yuzden dinleyemeyip yarida kapatiyorum. Sonra konser hayalimizi hatirlatiyorum ve aklima Sziged Fest geliyor. Budapeste ona yakin, ben de ayarladiktan sonra her turlu ayarlarim. Yeter ki bana kesinlikle evet de, organizasyona baslarim diyorum. Coook zor aslinda agustos ta budapeste ye festival'e gitmek benim icin. "im juli" gerceklessin o bana yeter. Zaten bu yuzden onu sormadan geciyorum. Sorarsam olumsuz bir haber vermesinden korkuyorum..
Biraz da jnsanlardan, gorduklerimden duyduklarimdan bahaediyorum, uzun felsefik (!) konusmalarimizda kurdugum cumlelerden kuruyorum, insan olmak zor zanaat diye kapatiyorum konuyu.
Cok daraldim diyemiyorum tabi mektupta, onu da daraltmak istemiyorum zira. Bu temposunda biliyorum zaten gorusemedigimize uzuluyor beni merak ediyor, daha da ustune gitmenin manasi yok..
Cok ozledim seni diyorum Turkce, cok seviyorum seni diyorum Almanca. Bitiriyorum mektubu, bir resim de ekliyorum, yine cabo resimlerinden secmek isterken bu sefer izlanda resmi seciyorum, gunesli bir manzara soyle.
Cok ozleniyor, ozlem zamanla fiziksel aciya bile donebiliyor ya hala sasiririm. Ama bu da boyle bir sey iste...
Simdi rahat rahat girebilirim..
Hasretim kabardiginda, ilk aklima gelen mektup yazmak oluyor, boyle hollywood filmlerindeki love letter tarzinda, sensiz saadet neymis tatmadim bilemem ki filan diye giden mektuplar iste.
Yine nerelerdesin sen? Diye girismek istiyorum ilk safhada. Hasretin canimi yakiyor, sensizken bir garip bir kayibim, ne oldugumu ne dusunecegimi yapacagimi sasiriyorum. Yoksun anlatamiyorum, daha da kotu oluyorum.
Detaylara girip devam ediyorum, daha suclu hissetsin kendini diye: bu konusadigimiz XX nci gun, yuzunu gulusunu ozledim, sesini duymak iatiyorum. Normalde bile yetmiyordu su aptal teknoloji araciligi ile yapilan gorusmeler, simdi onu da siksik yapamiyoruz. Kokunu tenini biraktim, yuzune sesine raziyim. Diyorum. Yariyor mu ise onu sormayin :)
Sonra gundelik zirvalari ekliyorum, a$il'i baska birine verdik, sahibinin yegeninin kolunu isirmis, detaylarini yaziyorum. Ofiste ne degisiklik varsa kisaca geciyorum. Aklima onceki konusmalarimizdan biri geliyor, Lou Rhodes dinleyemez oldum diyorum. Gercekten de dinleyemiyorum. Ozellikle son bir haftadir sadece LR dinlemek istiyorum ama hep sikintim ozlemim artiyor o yuzden dinleyemeyip yarida kapatiyorum. Sonra konser hayalimizi hatirlatiyorum ve aklima Sziged Fest geliyor. Budapeste ona yakin, ben de ayarladiktan sonra her turlu ayarlarim. Yeter ki bana kesinlikle evet de, organizasyona baslarim diyorum. Coook zor aslinda agustos ta budapeste ye festival'e gitmek benim icin. "im juli" gerceklessin o bana yeter. Zaten bu yuzden onu sormadan geciyorum. Sorarsam olumsuz bir haber vermesinden korkuyorum..
Biraz da jnsanlardan, gorduklerimden duyduklarimdan bahaediyorum, uzun felsefik (!) konusmalarimizda kurdugum cumlelerden kuruyorum, insan olmak zor zanaat diye kapatiyorum konuyu.
Cok daraldim diyemiyorum tabi mektupta, onu da daraltmak istemiyorum zira. Bu temposunda biliyorum zaten gorusemedigimize uzuluyor beni merak ediyor, daha da ustune gitmenin manasi yok..
Cok ozledim seni diyorum Turkce, cok seviyorum seni diyorum Almanca. Bitiriyorum mektubu, bir resim de ekliyorum, yine cabo resimlerinden secmek isterken bu sefer izlanda resmi seciyorum, gunesli bir manzara soyle.
Cok ozleniyor, ozlem zamanla fiziksel aciya bile donebiliyor ya hala sasiririm. Ama bu da boyle bir sey iste...
Sunday, April 22, 2012
Boom! Back to earth..
Eskiden bir blogum daha vardi benim. Maninin, alkolun ve o zamanlar yasadigim hayatin hizi sayesinde yazacak cok sey vardi. Simdi uzun suredir yasadigim sessiz era(!) yuzunden sanirim sadece kendi kendime bunaliyorum, kimseye pek bir sey anlatmadan oylece gecistiriyorum gunleri.
Durup bakinca hic bir sey farkli degil, ben bile farkli degilim. Ama hislerim surekli degistiginden sanirim, sanki problemlerim de degisiyormus gibi hissediyorum.
Daha cok daralir oldum bu aralar. Cok sevgili bf'imin is yogunlugundan pek online olamamasinin da etkisi var tabi. Asil aptallik 4000 kusur mesafede bir sevgiliye gonul vermekte. Ama sanki adam dunyada bir ya:( o kadar anlayisli ve algili, o kadar hassas ama hinzir, o kadar kafa dengi ve muzik zevki muhtesem. Sevmeyip ne yapabilirdim? Hele o da beni seviyorken. Her neyse.. Thomas da uzaklardayken iyice yalniz kaldim iste. Is yerinde adam gibi arladasim yok (olmuyorum iste tatmin ne yapabilirim?!), normal hayatta arkadaslarim cok uzaktalar. Ayrica sosyallesmek icin atilan her adim butcemize bir delik aciyor.
Su para konusu beni cok daraltiyor cidden. Boyle once ailesini sonra kendisini olduren insanlarimiz var, cok haklilar. Ben bile kafayi siyiracak derecede takmis durumdayim, geceleri ruyamda bile hesap yapiyorum, haracamalarimin dogrulugunu tartiyorum; benden az kazanip daha fazla bogaza bakan insanlar ne yapabilirler?!
Bugun peder'den bir mesaj geldi, "aramadin yine uzun zamandir, saglikli misin?" gibisinden, dedim "kontor kalmadi yukleyince arayacaktim". Bana verdigi yanita bakin :) "is kadininin telefonunda kontor olmaz miymis?" is kadinlarinin telefonlari faturali bir kere ben mi yanlis genelliyorum? Aklimdan verilecek tum cevaplar gecti, az once dedigim basta, "bilmem tanidigin is kadini varsa soralim" veya gecikmis zammi abarmis ogrenim kredi dokumumu gonderip "borc odeyen is kadininin olmuyormus demek ki" mesela.
Kredisi, ogrenim kredi geri odemesi, faturalar, dayima biladerime verdigim borclar, kenarda tutmaya calistigimiz acil durum parasi, mutfak/girtlak harcamalarimiz.... Ben ne diyecegimi getiremedim simdi. Diyorum ya benden az gelirle benimkinden buyuk ev/aile gecindiren vatandaslarim var benim.. Dunya malinda cok gozum yok, her sey benim olsun sikilinca yeni her seylerim olsun demiyorum. Bir giydigimi cikarip baskalarina verip yenilerini alayim demiyorum. Ayni ayakkabinin farkli renklerini istemiyorum, kiyafetime gore gozluk degistirme derdinde degilim. Ama arada ben de bir seyler istiyorum. Bu arada bir istedigim seyleri alamamak (o kadar kolay alamamak) baya bildigin ezik hissettiriyor kendimi! Hic hoslanmiyorum boyle dunyevi hislerden insanim evet ama.. O yuzden yine lanet ediyorum. Yetersizligime, yaptigim butun hatalara, o hatalari yapmaya beni iten sey ve kisilere. A dan z ye her seye lanet ediyorum. Durup dururken nefret yuklenip kin guduyorum, git gide buyuyo bu his durdugu yerde. Sonu sadece benim canimi yakacak bir sey bu, ama hastaligima ve ilacsiz kurdugum duzene ragmen cok uzun zaman alir sanirim sonuclarini gormem..
Boyle dusununce hastaligima takiliyorum, sozde hastaligima, bipolarligima. Nasil bu kadar uzun zamandir hasarsiz devam edebildim ben eger cidden hastaysam? Depresyon (sessizlik dedigim sey buysa hani) donemi bu kadar uzun surer mi ki? Bir sey tetikler mi acaba yine o hallerimi? Hasta degilsem ne olacak? Hasta degilsem mutlu olmam icin bir sebep yok yine. Bir garip oluyorum bunlari dusundukce.
Etrafimdaki insanlara ozenmek istemiyorum ben. Kendi hayatima odaklanmak istiyorum.
- midemi kontrol ettirmem lazim
- cikolata kistleri icin doktora gitmem lazim
- diyetisyen ve spor kismini halletmek istiyorum (boks istiyorum deli gibi, hadi boks olmadi, olesiye antrenman yapmak istiyorum) hatta boyle baya bildigin kosmak istiyorum. Hic doyasiya kosamadim ben :(
- blue jean, beyaz atlet ve kirmizi converse giymek istiyorum :(
- sonunda almanca ogrenmek istiyorum!!
- hikaye yazmak istiyorum.
- isimde kalacaksam ise dair bir seyler yapabilmek istiyorum. Ogrenmek ilerlemek istiyorum..
- dogru duzgun vakit gecirecegim insanlar istiyorum.
- yazin guzel bir konsere gitmek istiyorum..
Sonra BUM! Tekrar dunyaya dusuyorum. Hala ayni miskin kizim, tv karsisinda uyumak istiyorum. Bir saga bir sola donuyorum. Sadece kumanda etmek icin hareket ediyorum. Mutfaga sigara icin gidip ya nutella ya borek yiyip geliyorum ve yattigim yerde sisen o nefret gobegimi sarmaliyorum. Bu kadar iradesiz, sadece dert yanan, kimsesiz bir insan olmak cok koyuyor...
Durup bakinca hic bir sey farkli degil, ben bile farkli degilim. Ama hislerim surekli degistiginden sanirim, sanki problemlerim de degisiyormus gibi hissediyorum.
Daha cok daralir oldum bu aralar. Cok sevgili bf'imin is yogunlugundan pek online olamamasinin da etkisi var tabi. Asil aptallik 4000 kusur mesafede bir sevgiliye gonul vermekte. Ama sanki adam dunyada bir ya:( o kadar anlayisli ve algili, o kadar hassas ama hinzir, o kadar kafa dengi ve muzik zevki muhtesem. Sevmeyip ne yapabilirdim? Hele o da beni seviyorken. Her neyse.. Thomas da uzaklardayken iyice yalniz kaldim iste. Is yerinde adam gibi arladasim yok (olmuyorum iste tatmin ne yapabilirim?!), normal hayatta arkadaslarim cok uzaktalar. Ayrica sosyallesmek icin atilan her adim butcemize bir delik aciyor.
Su para konusu beni cok daraltiyor cidden. Boyle once ailesini sonra kendisini olduren insanlarimiz var, cok haklilar. Ben bile kafayi siyiracak derecede takmis durumdayim, geceleri ruyamda bile hesap yapiyorum, haracamalarimin dogrulugunu tartiyorum; benden az kazanip daha fazla bogaza bakan insanlar ne yapabilirler?!
Bugun peder'den bir mesaj geldi, "aramadin yine uzun zamandir, saglikli misin?" gibisinden, dedim "kontor kalmadi yukleyince arayacaktim". Bana verdigi yanita bakin :) "is kadininin telefonunda kontor olmaz miymis?" is kadinlarinin telefonlari faturali bir kere ben mi yanlis genelliyorum? Aklimdan verilecek tum cevaplar gecti, az once dedigim basta, "bilmem tanidigin is kadini varsa soralim" veya gecikmis zammi abarmis ogrenim kredi dokumumu gonderip "borc odeyen is kadininin olmuyormus demek ki" mesela.
Kredisi, ogrenim kredi geri odemesi, faturalar, dayima biladerime verdigim borclar, kenarda tutmaya calistigimiz acil durum parasi, mutfak/girtlak harcamalarimiz.... Ben ne diyecegimi getiremedim simdi. Diyorum ya benden az gelirle benimkinden buyuk ev/aile gecindiren vatandaslarim var benim.. Dunya malinda cok gozum yok, her sey benim olsun sikilinca yeni her seylerim olsun demiyorum. Bir giydigimi cikarip baskalarina verip yenilerini alayim demiyorum. Ayni ayakkabinin farkli renklerini istemiyorum, kiyafetime gore gozluk degistirme derdinde degilim. Ama arada ben de bir seyler istiyorum. Bu arada bir istedigim seyleri alamamak (o kadar kolay alamamak) baya bildigin ezik hissettiriyor kendimi! Hic hoslanmiyorum boyle dunyevi hislerden insanim evet ama.. O yuzden yine lanet ediyorum. Yetersizligime, yaptigim butun hatalara, o hatalari yapmaya beni iten sey ve kisilere. A dan z ye her seye lanet ediyorum. Durup dururken nefret yuklenip kin guduyorum, git gide buyuyo bu his durdugu yerde. Sonu sadece benim canimi yakacak bir sey bu, ama hastaligima ve ilacsiz kurdugum duzene ragmen cok uzun zaman alir sanirim sonuclarini gormem..
Boyle dusununce hastaligima takiliyorum, sozde hastaligima, bipolarligima. Nasil bu kadar uzun zamandir hasarsiz devam edebildim ben eger cidden hastaysam? Depresyon (sessizlik dedigim sey buysa hani) donemi bu kadar uzun surer mi ki? Bir sey tetikler mi acaba yine o hallerimi? Hasta degilsem ne olacak? Hasta degilsem mutlu olmam icin bir sebep yok yine. Bir garip oluyorum bunlari dusundukce.
Etrafimdaki insanlara ozenmek istemiyorum ben. Kendi hayatima odaklanmak istiyorum.
- midemi kontrol ettirmem lazim
- cikolata kistleri icin doktora gitmem lazim
- diyetisyen ve spor kismini halletmek istiyorum (boks istiyorum deli gibi, hadi boks olmadi, olesiye antrenman yapmak istiyorum) hatta boyle baya bildigin kosmak istiyorum. Hic doyasiya kosamadim ben :(
- blue jean, beyaz atlet ve kirmizi converse giymek istiyorum :(
- sonunda almanca ogrenmek istiyorum!!
- hikaye yazmak istiyorum.
- isimde kalacaksam ise dair bir seyler yapabilmek istiyorum. Ogrenmek ilerlemek istiyorum..
- dogru duzgun vakit gecirecegim insanlar istiyorum.
- yazin guzel bir konsere gitmek istiyorum..
Sonra BUM! Tekrar dunyaya dusuyorum. Hala ayni miskin kizim, tv karsisinda uyumak istiyorum. Bir saga bir sola donuyorum. Sadece kumanda etmek icin hareket ediyorum. Mutfaga sigara icin gidip ya nutella ya borek yiyip geliyorum ve yattigim yerde sisen o nefret gobegimi sarmaliyorum. Bu kadar iradesiz, sadece dert yanan, kimsesiz bir insan olmak cok koyuyor...
Saturday, April 14, 2012
**Here comes a regular (there goes a career)**
Kendi kardeşimi kıskanmaktan utandığım için hiç kimseye ne hissettiğimi anlatamıyorum. Ama şu var ki, ailemizin başına gelenler nedeni ile ben evi geçindirme derdine düşüp pek çok şeyden vazgeçerken, o benim hayalini kurduğum şeylere tek tek sahip oluyor ya da çoğunu birer birer gerçekleştiriyor.
Kıskanıyorum sadece, başka bir şey değil; sadece "neden ben eksik kalıyorum?", yoksa canımın içi kardeşim hepsine hatta daha fazlasına sahip olsun, onun için zaten mutluyum..
- a god dam Mac (wanted it like forever because stupid stupid Carrie on Sex n the City)
- GB visit (want to see Ireland even more but still..)
- Holland & Belgium visit (hello? German bf? relatives living in Holland, meeting in half way in Belgium plans..)- an iphone
- a blackberry
- a car- a friggin motorcycle
- last (first of all actually) but not least, life away from both parents, on his own!
Subscribe to:
Posts (Atom)

