Saturday, April 28, 2012
Who's your Daddy?!
Everything i know is wrong, everything i do it just comes undone.
Cuma gunu Rabarba'da konuk Nuri cetin'di sanirim. Mesut'la kizlari fakir biriyle evlenir de mutsuz olursa ne yaparlar onu tartistilar. Nuri gayet rahat "ben uyardim, beni dinlemedi kenidi basinin caresine baksin" dedi guldu, bir yandan Mesut neler yapabilecegini anlatiyor iste "sirketime cv sini gondertip yoktan pozisyon yaratip ise aldirtirim kocasini" filan gibilerinden. Onlar nasil guluyorlar, ben de aynen, ama Mesut'un Nuri'ye "olum o senin kizin nasil kiyarsin" gibi bir veryansini ile gozlerim doldu basladim aglamaya!
Lise bittigi gibi babam aldi beni karsisina, annemle yasadiklari sikintilari her igrenc detayina kadar anlattiktan sonra universite hayatim ve hatta sonrasi icin bana sunlari soyledi:
- bu zamana kadar yanindaydim, ihtiyacin var diye, bundan sonra sen ararsan gorusuruz, ben aramayacagim seni. Ozlersen, merak edersen arar sorarsin. Ben merak ederim elbet seni ama aramayacagim, benim gorevim bitti.
Zaten daha ilerisinde tutup bana "sen benim yuvami yiktin" demisti. Isin kotusu ne biliyor musunuz? O anki kizginligina, mutsuzluguna veremiyorum cunku bu lafini ne zaman hatirlatsam hala "evet yiktin, yapmadin mi, annene destek cikmadin mi?" diyor!
Yikilan benim yuvamdi, ben dayilarimda babalik aradim, ben annesiz kaldim ogrendiklerim yasadiklarim yuzunden. Ben annelik yaptim kardesime, ikisinden de uzak durdugu icin.
Her neyse.
Iki haftadir o kadar bunaldim ki yaptigim yanlis secimlerin sonuclarini yasiyor olmaktan dolayi, sebep olduklari icin ikisinden de nefret ediyorum cokca. Ozellikle babamdan ama. Ve aramiyorum, aramadigim icin mesaj atiyor "yine uzun zaman oldu aramiyorsun" diye. Yine yanit veremiyorum. Yine laf sokuyor cunku.
Mesut'a mail atmistim dayanamayip, kiz cocukla erkek cocuk bir olmaz, kiz cocuk babasinin gozunun icine bakar diye. Gercekten de oyle. Daddy issue diye bir sey var yani bosuna degil.. Ve hani kizlar evlenmek icin babalari gibi birini ararmis ya? Bu kural sadece iyi bir baba-kiz iliskisi olanlar icin gecerli. Elbette babam gibi biriyle evlenmek asla istemem!
Bazen o kadar zor ki, hem nefret hem de pismanlik hissetmek. O benim babam, hayati zor gecmis, ailesi super bir aile degilmis, bir de kalp krizi gecirdi; bu hali normal, bir de ben el cekmemeliyim diyorum kendi kendime. Ama ben senin kizinim ya. Esin arkadasin degilim, kardesin yengen ne bileyim degilim iste, yabanci degilim. Kizinim. Yetisme surecimde pek dahil olamadigin icin mi beni kizin olarak gormuyorsun? Ya da annen baban sana boyle davrandi ondan mi boyle davraniyorsun bana? Ama ben kizinim ya?!
Wednesday, April 25, 2012
Manimidegilmi
O degil de, bu bunye nelere kadir! Az once (bilerek ya da isteyerk yapmadim ama) unuttugum bir seyi hatirladim. Belki de ilaclar unutturmustur emin olamiyorum simdi..
Ben bu tani konulduktan sonra kendimi kaybedip ana caddede trafigin ortasinda da buldum, calistigim yerin catisinda biri pacamdan beni geri cekerken de buldum. Hatirladigim kisim sadece uyandigim an, oncesi ne oldu, nasil oldu bir fikrim yok..
Yanlis tani konulduysa hani zamaninda, bunlar neydi peki?
Ben bu tani konulduktan sonra kendimi kaybedip ana caddede trafigin ortasinda da buldum, calistigim yerin catisinda biri pacamdan beni geri cekerken de buldum. Hatirladigim kisim sadece uyandigim an, oncesi ne oldu, nasil oldu bir fikrim yok..
Yanlis tani konulduysa hani zamaninda, bunlar neydi peki?
Tuesday, April 24, 2012
Ask mektuplari
Unutmadan en ilk duzeltmem gereken bir bilgi var, bir onceki postumda bf'imin 4000 kusur km mesafede oldugunu yazmistim ama 2000 kusur mesafe o :)
Simdi rahat rahat girebilirim..
Hasretim kabardiginda, ilk aklima gelen mektup yazmak oluyor, boyle hollywood filmlerindeki love letter tarzinda, sensiz saadet neymis tatmadim bilemem ki filan diye giden mektuplar iste.
Yine nerelerdesin sen? Diye girismek istiyorum ilk safhada. Hasretin canimi yakiyor, sensizken bir garip bir kayibim, ne oldugumu ne dusunecegimi yapacagimi sasiriyorum. Yoksun anlatamiyorum, daha da kotu oluyorum.
Detaylara girip devam ediyorum, daha suclu hissetsin kendini diye: bu konusadigimiz XX nci gun, yuzunu gulusunu ozledim, sesini duymak iatiyorum. Normalde bile yetmiyordu su aptal teknoloji araciligi ile yapilan gorusmeler, simdi onu da siksik yapamiyoruz. Kokunu tenini biraktim, yuzune sesine raziyim. Diyorum. Yariyor mu ise onu sormayin :)
Sonra gundelik zirvalari ekliyorum, a$il'i baska birine verdik, sahibinin yegeninin kolunu isirmis, detaylarini yaziyorum. Ofiste ne degisiklik varsa kisaca geciyorum. Aklima onceki konusmalarimizdan biri geliyor, Lou Rhodes dinleyemez oldum diyorum. Gercekten de dinleyemiyorum. Ozellikle son bir haftadir sadece LR dinlemek istiyorum ama hep sikintim ozlemim artiyor o yuzden dinleyemeyip yarida kapatiyorum. Sonra konser hayalimizi hatirlatiyorum ve aklima Sziged Fest geliyor. Budapeste ona yakin, ben de ayarladiktan sonra her turlu ayarlarim. Yeter ki bana kesinlikle evet de, organizasyona baslarim diyorum. Coook zor aslinda agustos ta budapeste ye festival'e gitmek benim icin. "im juli" gerceklessin o bana yeter. Zaten bu yuzden onu sormadan geciyorum. Sorarsam olumsuz bir haber vermesinden korkuyorum..
Biraz da jnsanlardan, gorduklerimden duyduklarimdan bahaediyorum, uzun felsefik (!) konusmalarimizda kurdugum cumlelerden kuruyorum, insan olmak zor zanaat diye kapatiyorum konuyu.
Cok daraldim diyemiyorum tabi mektupta, onu da daraltmak istemiyorum zira. Bu temposunda biliyorum zaten gorusemedigimize uzuluyor beni merak ediyor, daha da ustune gitmenin manasi yok..
Cok ozledim seni diyorum Turkce, cok seviyorum seni diyorum Almanca. Bitiriyorum mektubu, bir resim de ekliyorum, yine cabo resimlerinden secmek isterken bu sefer izlanda resmi seciyorum, gunesli bir manzara soyle.
Cok ozleniyor, ozlem zamanla fiziksel aciya bile donebiliyor ya hala sasiririm. Ama bu da boyle bir sey iste...
Simdi rahat rahat girebilirim..
Hasretim kabardiginda, ilk aklima gelen mektup yazmak oluyor, boyle hollywood filmlerindeki love letter tarzinda, sensiz saadet neymis tatmadim bilemem ki filan diye giden mektuplar iste.
Yine nerelerdesin sen? Diye girismek istiyorum ilk safhada. Hasretin canimi yakiyor, sensizken bir garip bir kayibim, ne oldugumu ne dusunecegimi yapacagimi sasiriyorum. Yoksun anlatamiyorum, daha da kotu oluyorum.
Detaylara girip devam ediyorum, daha suclu hissetsin kendini diye: bu konusadigimiz XX nci gun, yuzunu gulusunu ozledim, sesini duymak iatiyorum. Normalde bile yetmiyordu su aptal teknoloji araciligi ile yapilan gorusmeler, simdi onu da siksik yapamiyoruz. Kokunu tenini biraktim, yuzune sesine raziyim. Diyorum. Yariyor mu ise onu sormayin :)
Sonra gundelik zirvalari ekliyorum, a$il'i baska birine verdik, sahibinin yegeninin kolunu isirmis, detaylarini yaziyorum. Ofiste ne degisiklik varsa kisaca geciyorum. Aklima onceki konusmalarimizdan biri geliyor, Lou Rhodes dinleyemez oldum diyorum. Gercekten de dinleyemiyorum. Ozellikle son bir haftadir sadece LR dinlemek istiyorum ama hep sikintim ozlemim artiyor o yuzden dinleyemeyip yarida kapatiyorum. Sonra konser hayalimizi hatirlatiyorum ve aklima Sziged Fest geliyor. Budapeste ona yakin, ben de ayarladiktan sonra her turlu ayarlarim. Yeter ki bana kesinlikle evet de, organizasyona baslarim diyorum. Coook zor aslinda agustos ta budapeste ye festival'e gitmek benim icin. "im juli" gerceklessin o bana yeter. Zaten bu yuzden onu sormadan geciyorum. Sorarsam olumsuz bir haber vermesinden korkuyorum..
Biraz da jnsanlardan, gorduklerimden duyduklarimdan bahaediyorum, uzun felsefik (!) konusmalarimizda kurdugum cumlelerden kuruyorum, insan olmak zor zanaat diye kapatiyorum konuyu.
Cok daraldim diyemiyorum tabi mektupta, onu da daraltmak istemiyorum zira. Bu temposunda biliyorum zaten gorusemedigimize uzuluyor beni merak ediyor, daha da ustune gitmenin manasi yok..
Cok ozledim seni diyorum Turkce, cok seviyorum seni diyorum Almanca. Bitiriyorum mektubu, bir resim de ekliyorum, yine cabo resimlerinden secmek isterken bu sefer izlanda resmi seciyorum, gunesli bir manzara soyle.
Cok ozleniyor, ozlem zamanla fiziksel aciya bile donebiliyor ya hala sasiririm. Ama bu da boyle bir sey iste...
Sunday, April 22, 2012
Boom! Back to earth..
Eskiden bir blogum daha vardi benim. Maninin, alkolun ve o zamanlar yasadigim hayatin hizi sayesinde yazacak cok sey vardi. Simdi uzun suredir yasadigim sessiz era(!) yuzunden sanirim sadece kendi kendime bunaliyorum, kimseye pek bir sey anlatmadan oylece gecistiriyorum gunleri.
Durup bakinca hic bir sey farkli degil, ben bile farkli degilim. Ama hislerim surekli degistiginden sanirim, sanki problemlerim de degisiyormus gibi hissediyorum.
Daha cok daralir oldum bu aralar. Cok sevgili bf'imin is yogunlugundan pek online olamamasinin da etkisi var tabi. Asil aptallik 4000 kusur mesafede bir sevgiliye gonul vermekte. Ama sanki adam dunyada bir ya:( o kadar anlayisli ve algili, o kadar hassas ama hinzir, o kadar kafa dengi ve muzik zevki muhtesem. Sevmeyip ne yapabilirdim? Hele o da beni seviyorken. Her neyse.. Thomas da uzaklardayken iyice yalniz kaldim iste. Is yerinde adam gibi arladasim yok (olmuyorum iste tatmin ne yapabilirim?!), normal hayatta arkadaslarim cok uzaktalar. Ayrica sosyallesmek icin atilan her adim butcemize bir delik aciyor.
Su para konusu beni cok daraltiyor cidden. Boyle once ailesini sonra kendisini olduren insanlarimiz var, cok haklilar. Ben bile kafayi siyiracak derecede takmis durumdayim, geceleri ruyamda bile hesap yapiyorum, haracamalarimin dogrulugunu tartiyorum; benden az kazanip daha fazla bogaza bakan insanlar ne yapabilirler?!
Bugun peder'den bir mesaj geldi, "aramadin yine uzun zamandir, saglikli misin?" gibisinden, dedim "kontor kalmadi yukleyince arayacaktim". Bana verdigi yanita bakin :) "is kadininin telefonunda kontor olmaz miymis?" is kadinlarinin telefonlari faturali bir kere ben mi yanlis genelliyorum? Aklimdan verilecek tum cevaplar gecti, az once dedigim basta, "bilmem tanidigin is kadini varsa soralim" veya gecikmis zammi abarmis ogrenim kredi dokumumu gonderip "borc odeyen is kadininin olmuyormus demek ki" mesela.
Kredisi, ogrenim kredi geri odemesi, faturalar, dayima biladerime verdigim borclar, kenarda tutmaya calistigimiz acil durum parasi, mutfak/girtlak harcamalarimiz.... Ben ne diyecegimi getiremedim simdi. Diyorum ya benden az gelirle benimkinden buyuk ev/aile gecindiren vatandaslarim var benim.. Dunya malinda cok gozum yok, her sey benim olsun sikilinca yeni her seylerim olsun demiyorum. Bir giydigimi cikarip baskalarina verip yenilerini alayim demiyorum. Ayni ayakkabinin farkli renklerini istemiyorum, kiyafetime gore gozluk degistirme derdinde degilim. Ama arada ben de bir seyler istiyorum. Bu arada bir istedigim seyleri alamamak (o kadar kolay alamamak) baya bildigin ezik hissettiriyor kendimi! Hic hoslanmiyorum boyle dunyevi hislerden insanim evet ama.. O yuzden yine lanet ediyorum. Yetersizligime, yaptigim butun hatalara, o hatalari yapmaya beni iten sey ve kisilere. A dan z ye her seye lanet ediyorum. Durup dururken nefret yuklenip kin guduyorum, git gide buyuyo bu his durdugu yerde. Sonu sadece benim canimi yakacak bir sey bu, ama hastaligima ve ilacsiz kurdugum duzene ragmen cok uzun zaman alir sanirim sonuclarini gormem..
Boyle dusununce hastaligima takiliyorum, sozde hastaligima, bipolarligima. Nasil bu kadar uzun zamandir hasarsiz devam edebildim ben eger cidden hastaysam? Depresyon (sessizlik dedigim sey buysa hani) donemi bu kadar uzun surer mi ki? Bir sey tetikler mi acaba yine o hallerimi? Hasta degilsem ne olacak? Hasta degilsem mutlu olmam icin bir sebep yok yine. Bir garip oluyorum bunlari dusundukce.
Etrafimdaki insanlara ozenmek istemiyorum ben. Kendi hayatima odaklanmak istiyorum.
- midemi kontrol ettirmem lazim
- cikolata kistleri icin doktora gitmem lazim
- diyetisyen ve spor kismini halletmek istiyorum (boks istiyorum deli gibi, hadi boks olmadi, olesiye antrenman yapmak istiyorum) hatta boyle baya bildigin kosmak istiyorum. Hic doyasiya kosamadim ben :(
- blue jean, beyaz atlet ve kirmizi converse giymek istiyorum :(
- sonunda almanca ogrenmek istiyorum!!
- hikaye yazmak istiyorum.
- isimde kalacaksam ise dair bir seyler yapabilmek istiyorum. Ogrenmek ilerlemek istiyorum..
- dogru duzgun vakit gecirecegim insanlar istiyorum.
- yazin guzel bir konsere gitmek istiyorum..
Sonra BUM! Tekrar dunyaya dusuyorum. Hala ayni miskin kizim, tv karsisinda uyumak istiyorum. Bir saga bir sola donuyorum. Sadece kumanda etmek icin hareket ediyorum. Mutfaga sigara icin gidip ya nutella ya borek yiyip geliyorum ve yattigim yerde sisen o nefret gobegimi sarmaliyorum. Bu kadar iradesiz, sadece dert yanan, kimsesiz bir insan olmak cok koyuyor...
Durup bakinca hic bir sey farkli degil, ben bile farkli degilim. Ama hislerim surekli degistiginden sanirim, sanki problemlerim de degisiyormus gibi hissediyorum.
Daha cok daralir oldum bu aralar. Cok sevgili bf'imin is yogunlugundan pek online olamamasinin da etkisi var tabi. Asil aptallik 4000 kusur mesafede bir sevgiliye gonul vermekte. Ama sanki adam dunyada bir ya:( o kadar anlayisli ve algili, o kadar hassas ama hinzir, o kadar kafa dengi ve muzik zevki muhtesem. Sevmeyip ne yapabilirdim? Hele o da beni seviyorken. Her neyse.. Thomas da uzaklardayken iyice yalniz kaldim iste. Is yerinde adam gibi arladasim yok (olmuyorum iste tatmin ne yapabilirim?!), normal hayatta arkadaslarim cok uzaktalar. Ayrica sosyallesmek icin atilan her adim butcemize bir delik aciyor.
Su para konusu beni cok daraltiyor cidden. Boyle once ailesini sonra kendisini olduren insanlarimiz var, cok haklilar. Ben bile kafayi siyiracak derecede takmis durumdayim, geceleri ruyamda bile hesap yapiyorum, haracamalarimin dogrulugunu tartiyorum; benden az kazanip daha fazla bogaza bakan insanlar ne yapabilirler?!
Bugun peder'den bir mesaj geldi, "aramadin yine uzun zamandir, saglikli misin?" gibisinden, dedim "kontor kalmadi yukleyince arayacaktim". Bana verdigi yanita bakin :) "is kadininin telefonunda kontor olmaz miymis?" is kadinlarinin telefonlari faturali bir kere ben mi yanlis genelliyorum? Aklimdan verilecek tum cevaplar gecti, az once dedigim basta, "bilmem tanidigin is kadini varsa soralim" veya gecikmis zammi abarmis ogrenim kredi dokumumu gonderip "borc odeyen is kadininin olmuyormus demek ki" mesela.
Kredisi, ogrenim kredi geri odemesi, faturalar, dayima biladerime verdigim borclar, kenarda tutmaya calistigimiz acil durum parasi, mutfak/girtlak harcamalarimiz.... Ben ne diyecegimi getiremedim simdi. Diyorum ya benden az gelirle benimkinden buyuk ev/aile gecindiren vatandaslarim var benim.. Dunya malinda cok gozum yok, her sey benim olsun sikilinca yeni her seylerim olsun demiyorum. Bir giydigimi cikarip baskalarina verip yenilerini alayim demiyorum. Ayni ayakkabinin farkli renklerini istemiyorum, kiyafetime gore gozluk degistirme derdinde degilim. Ama arada ben de bir seyler istiyorum. Bu arada bir istedigim seyleri alamamak (o kadar kolay alamamak) baya bildigin ezik hissettiriyor kendimi! Hic hoslanmiyorum boyle dunyevi hislerden insanim evet ama.. O yuzden yine lanet ediyorum. Yetersizligime, yaptigim butun hatalara, o hatalari yapmaya beni iten sey ve kisilere. A dan z ye her seye lanet ediyorum. Durup dururken nefret yuklenip kin guduyorum, git gide buyuyo bu his durdugu yerde. Sonu sadece benim canimi yakacak bir sey bu, ama hastaligima ve ilacsiz kurdugum duzene ragmen cok uzun zaman alir sanirim sonuclarini gormem..
Boyle dusununce hastaligima takiliyorum, sozde hastaligima, bipolarligima. Nasil bu kadar uzun zamandir hasarsiz devam edebildim ben eger cidden hastaysam? Depresyon (sessizlik dedigim sey buysa hani) donemi bu kadar uzun surer mi ki? Bir sey tetikler mi acaba yine o hallerimi? Hasta degilsem ne olacak? Hasta degilsem mutlu olmam icin bir sebep yok yine. Bir garip oluyorum bunlari dusundukce.
Etrafimdaki insanlara ozenmek istemiyorum ben. Kendi hayatima odaklanmak istiyorum.
- midemi kontrol ettirmem lazim
- cikolata kistleri icin doktora gitmem lazim
- diyetisyen ve spor kismini halletmek istiyorum (boks istiyorum deli gibi, hadi boks olmadi, olesiye antrenman yapmak istiyorum) hatta boyle baya bildigin kosmak istiyorum. Hic doyasiya kosamadim ben :(
- blue jean, beyaz atlet ve kirmizi converse giymek istiyorum :(
- sonunda almanca ogrenmek istiyorum!!
- hikaye yazmak istiyorum.
- isimde kalacaksam ise dair bir seyler yapabilmek istiyorum. Ogrenmek ilerlemek istiyorum..
- dogru duzgun vakit gecirecegim insanlar istiyorum.
- yazin guzel bir konsere gitmek istiyorum..
Sonra BUM! Tekrar dunyaya dusuyorum. Hala ayni miskin kizim, tv karsisinda uyumak istiyorum. Bir saga bir sola donuyorum. Sadece kumanda etmek icin hareket ediyorum. Mutfaga sigara icin gidip ya nutella ya borek yiyip geliyorum ve yattigim yerde sisen o nefret gobegimi sarmaliyorum. Bu kadar iradesiz, sadece dert yanan, kimsesiz bir insan olmak cok koyuyor...
Saturday, April 14, 2012
**Here comes a regular (there goes a career)**
Kendi kardeşimi kıskanmaktan utandığım için hiç kimseye ne hissettiğimi anlatamıyorum. Ama şu var ki, ailemizin başına gelenler nedeni ile ben evi geçindirme derdine düşüp pek çok şeyden vazgeçerken, o benim hayalini kurduğum şeylere tek tek sahip oluyor ya da çoğunu birer birer gerçekleştiriyor.
Kıskanıyorum sadece, başka bir şey değil; sadece "neden ben eksik kalıyorum?", yoksa canımın içi kardeşim hepsine hatta daha fazlasına sahip olsun, onun için zaten mutluyum..
- a god dam Mac (wanted it like forever because stupid stupid Carrie on Sex n the City)
- GB visit (want to see Ireland even more but still..)
- Holland & Belgium visit (hello? German bf? relatives living in Holland, meeting in half way in Belgium plans..)- an iphone
- a blackberry
- a car- a friggin motorcycle
- last (first of all actually) but not least, life away from both parents, on his own!
Subscribe to:
Posts (Atom)
